Dijital dönüşüm sektör için fırsat

Dijital teknolojinin sektörün geleceğini nasıl etkileyeceğinin değerlendirildiği konferansta, acentesinden şirketine, eksperinden reasürörüne kadar sektördeki tüm kesimlerin bu teknolojik gelişimi fırsata çevirmesi gerektiği vurgulandı.

Sigorta Tatbikatçıları Derneği (STD) tarafından düzenlenen 8. Uluslararası İstanbul Sigorta Konferansı 6-7 Ekim tarihlerinde Milli Reasürans’ta yapıldı. Sigortacı Gazetesi’nin basın sponsorluğunda yapılan ve iki gün süren, yerli ve yabancı konuşmacıların dijital teknolojinin sigortacılığa etkilerini ele aldığı toplantıya 200’ün üzerinde davetli katıldı.  Çeşitli kamu ve meslek kuruluşlarını, sigortacıları, reasürörleri ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren konferansın ilk gününde, ‘Dijital Sigorta Pazarı’ tartışıldı. İkinci günündeyse sağlık ve otomobil branşlarıyla ilgili iki ayrı workshop gerçekleştirildi.
Toplantı, STD Başkanı Fahri Altıngöz ve Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu’nun konuşmalarıyla başladı. Ardından İstanbul Underwriting Center (IUC) Başkanı Menekşe Uçaroğlu’nun başkanlığında yapılan oturuma Munich Re’den Dr. Irmingard Eder, Willis Towers Watson’dan Chris Halliday, PCS Strategy and Development-Verisk’ten Tom Johansmeyer, İstanbul Üniversitesi’nden Prof Dr. Selim Yazıcı ve Piston Interactive’den Can Canpolat katıldı.
Konferansın açılışını yapan STD Başkanı Fahri Altıngöz, dijitalleştirmenin, iyi bilinen fakat henüz iş dünyası için yeni bir alan olduğunu söyledi.
Altıngöz, şirketlerin dijitalleşmeye yönelmesinin sebeplerini; hız ve beceri kazanmak, maliyeti optimize etmek, küresel rekabette öncü olmak ve fark yaratmak olarak sıraladı. Özellikle en verimli şekilde ele alınması gereken finans ve fiyatlandırma süreçlerinin optimizasyonu ele alındığında, ileri teknolojinin sektörde düzgün ve verimli kullanımının bir gereklilik halini aldığını iletti.
Altıngöz konuyla ilgili şunları söyledi: “Gelişen ekonomi ve farklılaşan ihtiyaçlar, ileri teknoloji ve artan risk algısı; sigortalılara, alışılmış yöntemlerin ve metotların ötesinde sigorta ürünleri ve servisleri ile tanışma olasılığı sağlıyor. Bu bağlamda sigorta sektörü, müşteri ihtiyaçları doğrultusunda, sigortalı riskleri en uygun düzeyde tutmak için elinden gelen bütün çabayı sarf etmektedir. Risklerin farklılığı, şüphesiz ki ileri teknolojinin yaşamımıza büyük bir hızla girmesine sebep oluyor. Bu ileri teknoloji fiyatlamadan hasar sürecinin yönetilmesine kadar birçok aşamada çeşitli araçlar ile daha etkin bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Daha rasyonel çözümlere ulaşmak ve sürdürülebilir kârlılığı sağlamak adına, ileri teknolojinin etkin kullanımı sigorta sektöründe de kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir.”

‘TRAFİKTE SERBEST TARİFE KESİNLİKLE DEVAM ETMELİ’
TSB Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, sigorta ve bireysel emeklilik sektörlerinin mevcut durumlarını değerlendirdiği sunumunda, pazarın %72’sinin yabancı sermayeli olduğunu söyledi. Sunumuna sektörle ilgili rakamsal değerler vererek devam eden Eroğlu, “Sektörün toplam varlıkları bu yılın ikinci yarısında 37 milyar dolara yükseldi. 2011’den bu yana prim üretimi %80 arttı. Buna göre yıllık ortalama büyüme %16 oldu. Hasar primde sadece trafik %100’ün üzerinde. Hayat dışında geçen yılın altı ayındaki 84 milyon liralık teknik zarar, bu yıl 125 milyon lira kâra dönüştü” dedi. Trafik sigortasından da söz eden Eroğlu, bu branşta sektörün çok zarar ettiğini ve artık eski fiyatlara dönüşün beklenmemesi gerektiğini söyledi. Eroğlu, Avrupa’daki en yüksek hasar frekansına sahip olan Türkiye’de primlerin en düşük seviyede olduğunu da sözlerine ekledi ve serbest tarifenin devam etmesi gerektiğini vurguladı.

‘BÜYÜK VERİYLE RİSK YÖNETİMİ KOLAYLAŞACAK’
IUC Kurucusu ve Genel Müdürü Menekşe Uçaroğlu’nun giriş konuşmasıyla başlayan Dijital Sigorta Pazarı başlıklı panelde ilk konuşmacı Munich Re Veri Bilimi Uzmanı Dr. Irmingard Eder oldu. Eder, veri kullanımının ve analitiğin sigortacılık sektöründeki etkilerini anlattı. Big Data’daki gelişmeleri (Büyük Veri) tüm sigorta oyuncularının yakından takip etmesi gerektiğini söyleyen Eder, “Her geçen gün çok büyük miktarda veri üretiliyor. Faaliyet gösteren her şirket veri üretiyor. Bunun yanında eskisi gibi bu veriler kağıt üzerinde de saklanmıyor. Hepsi dijital ortamda bulunabiliyor. Şimdi bu verinin analiz edilebilmesi ve içindekilerin aranabilmesi geçmiştekine göre çok daha kolay” diye konuştu.

‘DOĞAL AFETLERDEN BULAŞICI HASTALIKLARA BIG DATA’
Eder sözlerine şöyle devam etti: “Dünya çok hızlı bir şekilde veri üretiyor, bu üretim katlanarak artıyor. Günümüzde önemli olan bu bilgiyi nasıl işleyeceğimiz. Veriyi işlerken takip edeceğiniz belirli metotlarınız ve yöntemleriniz olması gerekiyor. Bunun yanında veri biliminde uzman insanlar ve veri mühendisleriyle çalışmanız gerekiyor. Biz Munich Re olarak MIND isimli bir platform oluşturduk ve bu platform risk yönetimi konusunda oldukça fayda sağlıyor. Bulut teknolojisini kullanan sistem eksperlerden gelen hasar miktarı, raporlar gibi tüm verileri birleştiriyor. Bu veriler hem daha kolay analiz edilebiliyor hem de tüm taraflar tarafından görülebildiği için şeffaflık sağlanıyor. Kullanıcılar hangi hasarın nerede gerçekleştiğini ve ne kadar ödeme yapıldığını platform üzerinden kolayca görebiliyor.
Hasar ve riskin bir harita üzerinde görülebilmesi de daha kolay tahminlerin yapılabilmesine imkan sağlıyor. Sistem üzerinde eksperlerin çektiği görsellere dahi ulaşılabiliyor. Uydu ve drone fotoğraflarının sisteme entegre edilmesi için çalışmalarımız sürüyor. Bizim ilk adımını attığımız bu ve bu gibi sistemler ileride doğal felaketler, bulaşıcı hastalıklar ve sağlık riskleri için de kullanılacak.”

‘DİJİTAL DÖNEMDE YENİ OLUŞUMLAR HIZLANACAK’
Sigortacılıkta en sıcak konulardan birinin dijitalleşme olduğunu belirten Willis Towers Watson Uzman Danışmanı Chris Holliday şunları söyledi: “Tüm şirketler dijitalleşmeye, iş süreçlerini dijitale geçirmeye çalışıyor. Ancak bu müşteriler tarafından anlaşılmıyor. Müşteriler dijitalleşmeyi yeterince göremediklerini söylüyor. Günümüzde dünyanın en büyük konaklama şirketinin otelleri, en büyük taksi şirketinin araç filosu ve en büyük ticaret sitelerinin dükkanları bulunmuyor. Bu şirketler güven ve hizmet üzerinden faaliyet gösteriyor ve böyle konvansiyonel şirketlerden farklılaşıyor.”
10 yıl önce böyle şirketlerin olmadığını söyleyen Halliday, dijital dönemle beraber böyle şirketlerin kurulmasının daha az sermaye ve iş gücü gerektirdiğini, böylece gelecek dönemde daha fazla startup göreceğimizi belirtti.
‘YENİ TÜKETİCİ DÖNEMİ BAŞLADI’
Panelde bir diğer konuşmacı ise Piston Interactive Kurucusu ve Kreatif Direktörü Can Canpolat oldu. Konuşmasına, dünyadaki insanların yarısının internete erişimi olduğunu ve bu insanlardan 2.5 milyar kadarının sosyal medya hesabı olduğunu söyleyen Canpolat, bu sayede günümüzde yeni bir tüketici modelinin hızla ortaya çıktığını belirti. “Yeni tüketicinin satın alma süreçlerinin çoğunu internet üzerinden gerçekleştiriyor ve şirketlere bir bağlılık duymuyorlar” diyen Canpolat, bağlılık kavramının müşteriler için artık sadece bir ticaret terimi olduğunu sözlerine ekledi.
Eskiden yeni tüketici olarak sadece çocukların gösterildiğini ama günümüzde aile büyüklerinin bile akıllı telefonları kullanmaya başladığını vurgulayan Canpolat sözlerine şöyle devam etti: “Artık hedeflenmiş reklamlar dönemine girmiş bulunuyoruz. Eskiden reklam verdiğiniz zaman bu reklamı kimin gördüğünü bilemezdiniz. Şimdi ise kimin ve kaç kişinin baktığını görebiliyorsunuz.”

‘GELECEK BLOCKCHAIN’DE’
Canpolat’tan sonra söz alan Verisk Analytics, PCS Strategy and Development İkinci Başkan Yardımcısı Tom Johansmeyer, konuşmasında özellikle BitCoin ile bilinmeye başlanan ve sigortacıların gündeminde olan Blockchain modelinin detaylarını anlattı.
Blockchain kullanmanın sigortacılıkta suistimalleri azaltacağını, sektörde şeffaflığı artıracağını belirten Johansmeyer, sözlerine şöyle devam etti: “Blockchain, BitCoin’in altında yatan sistem. Bu sistem iki taraf arasındaki veri iletişimini bloklar halinde sağlıyor. Her blok bir önceki blokun üstüne yerleşiyor. Bu nedenle blok yapıları olarak saklanan verileri değiştirmek çok daha zor oluyor. Bu da verilerin hack’lenmesini zorlaştırıyor. Aynı zamanda Blockchain’de veriler tek bir bilgisayarda değil, farklı pek çok bilgisayarda saklanıyor. Blockchain sistemlerinde, bir veri asla silinemiyor. Silinme işlemi yerine eski verinin üstüne yeni bilgi konuluyor.”
“Neden sigortacılar Blockchain kullanmalı?” sorusuna cevap veren Johansmeyer, “Çoğu sigorta şirketi dijitalleşmeyi sadece kağıt kullanmamak olarak algılıyor. Bu tabii ki şirketinize zaman ve hız kazandırıyor ancak, dijitalleşmedeki amaç tam olarak bu değil” dedi. Johansmeyer sözlerine şöyle devam etti: “Siz iş süreçlerinizi tamamen dijital olarak kurgulamayı başardığınız zaman, şirketinize sağladığınız fayda da katlanarak artıyor. Sayısız uzman ve mühendisin beraber çalışmasını gerektiren özellikle ticari sigortalar gibi alanlarda dijitalleşmenin faydası çok büyük olacaktır.”
Johansmeyer, aynı zamanda Blockchain sisteminin tamamen şeffaf bir sistem olmasının, güvene ve şeffaflığa temellerini dayandıran sigortacılıktaki anlaşmazlıkları sonlandırabileceğini ifade etti.

‘ÖNEMSENMEYEN ALANLARI START UP’LAR DOLDURUYOR’
Panelde moladan önceki son konuşmayı Fintech İstanbul Platformu’nun kurucusu ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Yazıcı gerçekleştirdi. Yeni jenerasyonun sigortadan beklentilerini anlamak gerektiğini söyleyerek konuşmasına başlayan Yazıcı şunları söyledi: “Fintech, bankacılık, yatırım, perakende gibi pek çok alanda geniş çapta kullanılıyor. Finansal Fintech şirketleri olan start-up’lar asıl olarak müşteriyi anlamak üzerine kurulu. Bunun sigorta tarafı InsureTech ise riskten underwriting’e pek çok alanda değer katabiliyor.”
Bu yıl gerçekleştirilen Davos ekonomik forumunda konunun 4. sanayi devrimi olduğunu hatırlatan Yazıcı, finansal teknolojilerin etkisi en çok gösterebileceği alanlardan birinin sigortacılık olduğunu kaydetti.
Start-up’ların sektöre etkisini değerlendiren Yazıcı, “Start-up’lar yeni hizmetler oluşturuyor. Bu şirketler müşteriler için akıllı çözümler oluşturabiliyor. Inovasyondan çok daha kolay faydalanabilen bu şirketler ürünlerle daha kolay entegre olabiliyorlar. Bu şirketler, konvansiyonel sigorta şirketleri tarafından az önem gösterilen alanları doldurabiliyor ve müşteriye bu alanlarda daha ucuz hizmet sunabiliyorlar” diye konuştu. Yazıcı, sağlık, oto sigortalarının yanında veri depolama ve reasürans gibi pek çok alanda start-up’ların hızla yaygınlaşmaya başladığını da sözlerine ekledi.

‘HIZLI BİR EKİP KURDUK’
Daha sonra söz alan Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) Müdürü Aydın Satıcı, sunumuna geliştirdikleri Online Kaza Tespit Tutanağı uygulamasının videosunu izleterek başladı. Bu uygulamanın dünyada sadece Türkiye’de olduğunu söyleyen Satıcı, uygulamayı 2 yıl önce başlattıklarını söyledi. Geçtiğimiz yıl Mobil Kaza Tespit Tutanağı Uygulaması, Dashboard, SMS uygulaması gibi programları tanıttığını hatırlatan Satıcı, bu uygulamaların 10 kadar ödül aldığını söyledi. Aynı zamanda En İnovatif Şirket ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan aldıklarını belirten Satıcı, uluslararası ödüller de aldıklarını ve almaya devam edeceklerini söyledi. Satıcı, 130 kişilik bir ekiple hizmet verdiklerini ifade etti. Öncelikle değişime odaklandıklarını vurgulayan Satıcı, yeni ve inovatif uygulamalar geliştirmek için kendi düşünce şekillerini de değiştirdiklerini söyledi. Satıcı, aynı zamanda oluşturdukları ekiple çok efektif ve hızlı bir çalışma temposu tutturduklarını anlattı: “2 ay içinde yeni bir program üretebilecek bir konuma geldi. Ürün geliştirme konusunda gerçekten çok hızlı bir şirketiz. Şimdi de gerçek zamanlı trafik sigortası teklifi veren bir platform üzerinde çalışıyoruz. Bu platformu sadece 1 hafta içinde kullanıma hazır hale getirmeyi başardık.”

‘VERİLEN TEMİNAT DOĞRU ANLATILMALI’
Satıcı, trafik sigortalarında gelinen durumu da değerlendirdi: “2013 yılının mart ayında ortalama trafik poliçesi primi 350 lira, 2014 ve 2015 yıllarının mart ayında da ortalama trafik poliçesi primi 350 liraydı. Ama 2016’ya gelince bu ortalama 820 liraya fırlıyor. Tabii, ortalama trafik sigortası primi 320 liradan 820 liraya çıktığı için %151 zam olmuş gibi gözüküyor ancak gerçek olan şu: Geçmişteki fiyatlar, yanlış, baskılanmış ve çok düşük seviyedeydi. Uzun süredir fiyatların düşük seyretmesine karşın, fiyatlar son dönemde yükselmeye başladı ve 820 seviyesinde tavan yaptı. Şimdi fiyatların oturduğunu ve hatta bir miktar düşmeye başladığını görüyoruz.
Halkımızın trafik poliçesi alırken hangi hizmeti aldığından haberi yok. Ne kadar teminat sağlandığını bilmiyorlar. Şu andaki fiyatla müşterinin ne kadar yüksek seviyede teminat aldığını müşteriye doğru anlatmamız gerekiyor. Poliçe primi bin lira bile olsa, 30 yıl içinde hiç kaza yapmayan bir sürücü bir kaza yaptığında ödediği parayı çıkarıyor. Hem de ölümlü ya da yaralanmalı bir kaza oluşursa, trafik sigortası olmayan bir bireyin bunu ödemesinin neredeyse imkanı yok.”

SADECE TRAFİK KESEN ACENTELERİN DURUMU
Trafik sigortası konulu workshop ise Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen’in moderatörlüğü eşliğinde gerçekleşti.
Workshop’ta söz alan Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Atilla Oksay, son bir buçuk yılda trafik sigortasının bu kadar manşetlerde olduğu bir dönem hatırlamadığını söyledi. Oksay, vatandaşların trafik sigortası konusunda bilgi sahibi olduğunu dile getirdi.
Aksigorta Aktüeryal Fiyatlama Bölüm Yöneticisi Kerem Tomasoğlu ise trafik sigortasında doğru planlama yapmak için ortamın müsait olmadığını ifade etti. Mevzuatın netleşmesi gerektiğini söyleyen Tomasoğlu, oto sigortalarındaki en kritik durumlardan birinin bu olduğunu belirtti. Tomasoğlu, “Gelecekte risk bize maliyet olarak gelmemeli” sözlerine yer verdi.
İletişim eksikliğinin olduğunu belirten Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürü Aydın Satıcı, “Her temas ettiğim kişiyle trafik poliçesinin teminatını konuşuyorum” sözlerine yer verdi. Ürünün yeterince açık bir şekilde anlatılmadığını dile getiren Satıcı, vatandaşların haklarından haberdar olmadığını ifade etti.
Satıcı, “Sigortalıların bütün teminatları bilmesi imkansız. Bunların çok net anlatılması gerekir” şeklinde konuştu. Muallak hasarının inanılmaz boyutlarda olduğuna dikkat çeken Satıcı, bunun nedeninin iletişim ve tanıtma problemi olduğunu belirtti. Satıcı, Doğrudan Tazmin Sistemi konusunda sektörün çok yavaş olduğuna da değindi.
Satıcı konuyla ilgili şunları söyledi: “Doğrudan Tazmin Sistemi sayesinde, artık trafik poliçesinde sigorta şirketine benim müşterim diyecek. Kendi trafik poliçesi sahibi olan kişiye hizmet sunacak. Böylelikle müşteri memnuniyeti ve müşterinin trafik poliçesi konusunda bilgisi artacak. Yani fiyat değil hizmet konuşulacak.”
Müşterilerin her zaman acenteyi aradığını söyleyen SAB Başkanı Doğan Şen ise, trafik sigortası satışı kamusal bir görev olduğunu söyledi. Şen, acentelerin bu konuda kılcal damar olduğunu belirtti.
Oto sigortaları workshopunda konuşan son isimse TOBB SAİK Başkanı Hüseyin Kasap’tı. Öncelikle trafik sigortasıyla ilgili Ankara’da otorite tarafından sorunun nasıl algılandığını aktaran Kasap, hükümetin branşın yüksek fiyatının mutlaka düşmesi gerektiğini düşündüğünü aktardı. Kasap daha sonra acentelerin durumuna da değindi ve Anadolu’daki binlerce acentenin tek başına çalıştığını ve sadece trafik poliçesi keserek hayatını sürdürmeye çalıştığını söyledi. Bunu da yapamazlarsa bir sosyal problem olacaklarını belirten Kasap, bu acentelerin işlerini sürdürmeleri için çalışmalarda bulunduklarını sözlerine ekledi.

‘SAĞLIK SİGORTALARI DA DİJİTALLE DEĞİŞECEK’
Sağlık sigortası workshopunda Türkiye’de sağlık sigortaları konuşuldu. Sağlık sigortalarının poliçe yapıları, fiyatlandırması, özel şartları, hasar aşamaları, hastanelerin sağlık sigortalarıyla olan iletişimlerinin ayrı ayrı tartışıldığı toplantıda, dijitalizasyonda sağlık sigortalarının tüm süreçlerinin nasıl etkilendiği ele alındı. Ayrıca gelinen noktada yaşanan sıkıntılar ve fırsatlar konuşuldu. Moderatörlüğü Güneş Sigorta Sağlık Grup Müdürü Elvan Atalay üstlendi.
Sektördeki teknolojik kullanımdan bahseden Compu Group Bölge Müdürü Fatma Zakaryan, teknolojilerde bireye yönelik bilgide oldukça detaya inmeye başladıklarını söyledi. Zakaryan şunları söyledi: “Mobilite dünyamızda çok yoğun bir şekilde yer almaya başlayacak ve biz bu datalardan elde ettiğimiz her şeyi bireysel müşterilerimize aktarmaya başlayacağız. Teması sadece şikayetin arkasından koşmak değil sigortalıyı sadece yanımıza çekmeye başardığımızda ilerleyecek bir dünya var.”

‘ŞİKAYETLER TWITTER’DAN’
Güneş Sigorta Sağlık Sigortaları Teknik Müdürü Emine Durmaz, sağlık sigortasının 1990’lı yıllarda ilk önce Halk Sigorta’da ferdi kazanın içinde bir teminat olarak verilmeye başlandığını söyledi. Sağlık sigortasının daha sonra ürün haline getirildiğini belirten Durmaz, “1995’li yıllarda yaygınlaştı. 2000’li yıllarda artık bir ihtiyaç haline geldi. Çünkü artık özel sağlık kurumları da açılmaya başlandı. 2004 yılında sağlık sigortalarına yabancıların ilgisi oluşmaya başladı. 2009 yılında ürünler çeşitlendi. 2010’da internet tabanlı satışlar, call centerlar, alternatif satış kanalları arayışları başladı. 2001 yılından beri sağlık sigortası satan şirket sayıları yüzde 18 artarken, istihdam sadece yüzde 10 arttı. Şirketler, aşağı yukarı ürün yelpazesi anlamında hepsi aynı ürüne sahip. Müşteri odaklılık biraz ön plana geçti, oraya çok yatırım yapılıyor. İnsanlar artık ne istediğini biliyor, şikayet edebiliyor. Eskiden şikayetler dilekçeyle geliyordu, şimdi her an Twitter’dan şikayetler gelebiliyor. Artık her şey çok şeffaf. Bazı yasal zorunlulukları da var. Yani siz her aşamada artık müşterinizi bilgilendirmek zorundasınız” diye konuştu.
Durmaz, “Ayrıca, ürünün her yerde dinamik, esnek olarak kullanılmasını isteyen şirketler, mutlaka teknolojik yatırım yapmak durumunda kalacaklar. Daha hızlı olmak için elektronik provizyon verme yoluna gitmeleri gerekecek. Dijitalleşme sayesinde kamu sistemiyle entegrasyonlar söz konusu olacaktır. Hem sigorta şirketleri hem de sağlık kurumları arasında konsolidasyonlar olacak” diyerek sözlerini sonlandırdı.

‘YILDA 20 BİN POLİÇE KESEN ŞİRKETLERE SAATTE 20 BİN TEKLİF’
İnternet üzerinden trafik poliçesi satışına ve karşılaştırmasına imkan verecek olan program hakkında konuşan Satıcı, konuyla ilgili şunları aktardı: “Teklif ekranlarımızı açtık. 13-14 şirket teklif vermeye başladı. Bu sayı her geçen gün artıyor. Ancak bazı şirketlerde biraz performans sorunu başladı. Yılda 20 bin poliçe yapan şirket var. Biz programı başlattığımız gibi şirketlere saatte 20 bin teklif gelmeye başladı. Durum böyle olunca da bazı şirketler bu hızı karşılayamadı ve bazı şirketlerde performans sıkıntısı yaşandı. Bu sorunlar zamanla çözülmeye başladı. Artık programda en geç 24 saat içinde cevap veriliyor, böylece şirketlere 24 saatlik bir cevap süresi vermiş olduk.
Biz poliçe düzenlemiyoruz, sadece teklifleri ekrana getiriyor. Tekliflerde de link olarak sadece teklif veren şirketlerin acentelerinin olduğu bir sayfayı gösteriyoruz. Bu şekilde biz de aslında acenteleri koruma yoluna gittik.”

‘GOOGLE İNOVATİF OLAMADI SİGORTADA SINIFTA KALDI’
ABD’de sigorta işine giren ve daha sonra çekilmeye karar veren Google hakkında konuşan Halliday, Google’ın başarısız olma nedeninin inovatif olmamak olduğunu öne sürdü. “Google zaten olan bir modeli devam ettirmeye çalıştı ve sektöre bir yenilik getiremeyince sektörden çekilmeye karar verdi. Burada asıl merak etmemiz gereken; Google’ın geri dönecek mi, yoksa dönemeyecek mi?” Telematik odaklı ve p2p (kullanıcılar arası) modelinde işleyen Lemonade gibi şirketlerin ortaya çıktığını söyleyen Halliday, müşterinin sigorta şirketine güvenmek yerine, bu platformlarda kendi oluşturduğu topluluğa güvenmeyi tercih edeceğini vurguladı. Halliday, sunumda aynı zamanda çeşitli InsurTech start-up’larından örnekler verdi.

ACENTELİKLER

Dünya’da ve Türkiye’de Sigorta sektöründe öncü şirketler.